Pages

stratfor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stratfor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2012 Cuma

0 Suikast, Hizbullah lideri ile Esad’ı birbirine düşürdü

WikiLeaks’in sızdırdığı Stratfor’un derin postalarına göre Hizbullah’ın önde gelen liderlerinden İmad Muğniye’ye Şam’da düzenlenen suikast, iki yakın müttefik, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ı birbirine düşürmüş.


WikiLeaks’in sızdırdığı Stratfor’un derin postalarına göre Hizbullah’ın önde gelen liderlerinden İmad Muğniye’ye Şam’da düzenlenen suikast, iki yakın müttefik, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ı birbirine düşürmüş. Yazışmalarda, Alman Die Welt gazetesinin daha önce ortaya atmış olduğu, Muğniye’nin, Suriye istihbarat birimleri içinde Esad’a yönelik bir komplo hazırlığı yürütüldüğünü yönetime duyurması iddiasını güçlendiren ayrıntılar bulunuyor.

Reva Bhalla’nın, 25 Mart 2008’de analistlere gönderdiği bir e-postaya göre, Esad’ın işadamı kuzeni Rami Mahluf’a yakın bir kaynak, Hizbullah’ın, dönemin Suriye istihbarat şefi Asıf Şevket’i Muğniye cinayetinde kilit role sahip olmakla suçladığını ve ifadesini almak istediğini söylemiş. Kaynak, Hizbullah’ın baskısı üzerine Esad’ın aynı zamanda kayınbiraderi olan Şevket’i Muğniye soruşturmasından alarak, yerine güvenlik konularına son derece uzak olan Rami Mahluf’u geçirdiğini belirtmiş.

Bhalla’nın çeşitli yazışmalarda bahsi geçen Hizbullah kaynakları ise, Suriye istihbaratını, Muğniye cinayetinin emrini Nasrallah’ın verdiğine dair söylentiler yaymak ve soruşturmayı bunu ispatlamak amacıyla yürütmekle suçluyor.

‘ABD’yi neden suçlamadın’

Tüm bu gelişmelerin ortasında ise 7 Mart 2008 tarihli bir yazışmada Hizbullah’tan bir kaynak Bhalla’ya Muğniye’nin ölümü üzerine Suriye istihbaratının içindeki ani değişikliklerin “Mahir Esad’ın kardeşine [Beşşar’a] yönelik ağustosta bir darbe planı olduğunu öğrenmesi üzerine gerçekleştiğini” aktarmış. Bhalla, yine 7 Mart 2008’de analistlere gönderdiği bir e-postada, Esad ile Nasrallah arasındaki gerginliği şöyle açıklıyor: “Kaynağım, Nasrallah’ın, Muğniye’yi anma konuşmasında suçlamalarını İsrail ile sınırlı tuttuğu için Suriye’nin çok rahatsız olduğunu söylüyor. Esad, Nasrallah’a kendi iletişim yollarından öfkesini iletmiş. Esad’ı rahatsız eden Nasrallah’ın, Muğniye’nin öldürülmesinde ABD istihbaratının rolünden söz etmemiş olması. Esad, Nasrallah’ın suçlamayı İsrail ile sınırlandırarak, Suriye’nin İsrail Başbakanı Olmert’i Şam ile barış görüşmelerine dönmeye ikna etme çabalarını suya düşürebileceği duygusunu taşıyor. Nasrallah’ın suçlaması, İsrail Başbakanı’nın, kendisine Suriye’nin görüşmelerin başlaması için İsrail’in koyduğu ön şartları kabul ettiğini ileten Türk mevkidaşı ile toplantısına denk geldi. [...] Nasrallah, Mossad’ın Suriye istihbaratının içine sızdığını ileri sürüyordu. CIA’i de dahil etmek siyaseten daha doğru olurdu çünkü Esad her zaman Arapların ABD’yi durdurma imkânı olmadığını söyleyebilir ancak Mossad konusunda başarısızlığa uğramış olmak ters etki yaratacaktır.”

Taraf - 13.03.2012 

0 Cemaatçileri tanıma rehberi

Cemaatçileri tanıma rehberi
STRATFOR "Viski içerken AKP'yi yerden yere vuran biriyle oturabilirsiniz ve o kişi muhafazakâr bir Gülenci olabilir" diyerek bir “Gülenci tanıma rehberi” hazırlamış.


Stratfor’un Türkiye analisti, “Washington’da yaşayan son derece bilgili ve iyi bağlantılara sahip biri” diye tanımladığı başka bir Türk kaynağına Gülen cemaatiyle ilgili sorular sormuş. Kaynağının cemaat üyesi ailelerin ‘uyuyan hücreler’ gibi hareket ettiğini doğruladığını söyleyen Bhalla “Kadınların modern, başörtüsü takmadığı, erkeklerin içki içmeye, Rus hayat kadınlarını görmeye gidebildiği, çocukların laik büyüdüğü, asker çocuklarıyla sosyalleştiği bir aile düşünün. [...] Kısaca, kiminle konuştuğunuzu anlamanız çok zor. Viski içerken AKP’yi yerden yere vuran biriyle oturabilirsiniz ve o kişi muhafazakâr bir Gülenci olabilir” diye yazmış. Bhalla, sohbetlerinde birinin cemaat üyesi olduğunu anlamak için nelere dikkat edilmesi gerektiği üzerine kaynağının anlattıklarını da 20 Şubat 2010’daki bir yazışmada şöyle aktarıyor:
» “Gülenciler Gülen hareketinden Gülen diye değil, Hocaefendi diye söz ediyor. Gülen karşıtları ise Gülen, veya daha da kötüsü liderlerinin ismi Fethullah ile hitap ediyor”.
» “Konuştuğunuz kişinin telefon kullanımı konusunda ne derece paranoyak olduğuna bakın. Eğer bir toplantıda telefonun pilini içinde bırakırlarsa Gülenci olabilirler, yani konuşmaktan çekinmiyorlardır. Eğer paranoyakça davranıyorlarsa, telefonlarını parçalara ayırıyorlarsa telefonlarını girişte emanete bırakıyorlarsa (bu anlaşılan Türkiye’de çok yaygın olmaya başlamış), o zaman bu kişiler Gülen/polis gözetiminden korkuyorlar demek”.
» “Bir erkekle konuşurken, yüzüğünün metaline dikkat edin. Muhafazakr İslamcılar altın takmaz ve bunun yerine gümüş kullanır. Türkiye’de dini açından altından gümüşe veya tam tersi bir değişim yapmak son derece sembolik”.
» “Gülenciler kuruluşları için kozmos veya evrene ilişkin başka isimler - uzayla, samanyoluyla, zamanla, barış ve harmoniyle ilgili ne varsa - kullanmaya bayılıyorlar”


‘Hocaefendi’, Amerikalıları Kemalizmden fazla etkilemiş

Türkiye ve Ortadoğu uzmanı Reva Bhalla, Gülen cemaati hakkında daha fazla bilgi edinmek için Washington’da da bir dizi görüşmeler yapmış. Bhalla 21 Mart 2010 tarihli yazışmasında “10 yıl boyunca muhafazakâr bir Gülenci olan ancak birkaç yıl önce ABD’ye yerleşerek hareketten kaçan” bir kaynağıyla yemekte biraraya gelmiş. Bhalla, hassas askerî konularla ilgili çok şey bildiği için Gülen hareketinin karşısına almaktan çekindiğini söylediği kaynağını şöyle tanımlıyor: “Konuştuğumda bir hayli paranoyak davranıyor, ancak hareketten ‘serbest kaldığı’ için artık şarap içiyor ve bir süre sonra rahatlayabiliyor.” Bhalla, Amerika’da uzun süredir yaşayan kaynağın, diplomatların Gülen cemaatine yönelik olumlu tavrı ile ilgili anlattıklarını ise şöyle aktarıyor: “Gülen modeli açık bir şekilde çok başarılı. ABD’li diplomatlar bile bunun giderek daha fazla etkisi altında kalıyor. Kemalist modelin Türkiye’yi Batı’yla daha fazla yakınlaştırmak konusunda başarısız olduğunu, fakat Gülen‘in ticari ve diplomatik çabalarıyla bunu başardığını söylüyor.” Kaynak Bhalla’ya Fethullah Gülen’in şeker hastası olması nedeniyle hareket içinde eskisi kadar aktif olmadığını, cemaatin çoğu ABD’de yaşayan 12 kişilik bir akil adamlar grubu oluşturduğunu da anlatmış. Bhalla ayrıca kaynağının da tıpkı kendisi gibi Gülen okullarının veri tabanını hazırlamaya çalıştığını, ancak çabalarının boşa gittiğini belirtiyor: “Ona da bize verdikleri aynı cevabı vermişler - eğitim çabalarının merkezî olmadığı bu yüzden de iyi bir veri tabanları bulunmadığı. [...] Listeyi çok gizli tutuyorlar.”

Taraf - 19.03.2012