Pages

film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2014 Pazar

0 Şêx Said'in hayatı ve mücadelesi filme çekiliyor

Amed'de 1925 yılında Dağkapı Meydanı'nda 46 arkadaşı ile birlikte idam edilen Şêx Said'in hayatı ve mücadelesi filme çekiliyor.  Belgesel tarzında iki yıldır çalışması süren film için Şêx Said dönemine tanıklık edenlerin yanısıra, ailesi ve mücadele arkadaşlarının hayatlarından da kesitler sunuluyor. 10-14 bölüm arasında düşünülen Şêx Said'in hayatı belgeseli aynı şekilde uzun metrajlı film olarak da Amed'de yapılacak gala da önümüzdeki aylarda izleyici ile buluşacak.
Cumhuriyet döneminde ilk büyük Kürt isyanı olarak tarihe geçen Şêx Said isyanı filme çekiliyor.
Yaklaşık 2 yıldır süren çalışmalarda Amed, Elazığ, Erzurum, Bingöl, Muş, Ağrı, Manisa, Adana, İzmir, Yalova gibi illerde Şêx Said dönemine tanıklık edenlerin ve çocukların anlatımlarına yer verilirken, 1925 isyanı öncesi, isyan ve isyan sonrasında yaşananlar da filme konu ediliyor.
İlk olarak 10-14 bölüm arasında yayınlanması planlanan belgeselde, Şêx Said'in çocukları, torunları, onu son görenler, idam edilmeden önce cezaevinde ziyarete gidenler ve mahkemesine katılanların da görüşlerine yer veriliyor.
Uzun bir çalışma sonucu hazırlanan belgeselde, şimdiye kadar gün ışığına çıkmamış bir çok tarihi olayın da hikayesine yer verilecek.
Dizi halinde yayınlanacak belgeselde, 1925 öncesi Kürdistan'da politik ve sosyal durum, isyanın başlaması sonrasında yaşananlar, katliamlar, çatışmalar, köylerin boşatılması ve Şêx Said ve arkadaşlarının yargılanması, idam edilmeleri ve idamlardan sonra bölgede yaşanan küçük çaplı ve şu ana kadar hiçbir yerde yayınlanmamış ayaklanma ve çatışmaların hikayelerine, tanıklıklarına yer verilecek.
Konu hakkında görüştüğümüz Şêx Said'in torunlarından Felat Özsoy, kendisinin de henüz belgeseli görmediğini ancak uzun bir emek harcanarak ve tarihe mal olacak tarzda bir çalışma olduğuna inandığını söyledi.
Dizi halinde çekilecek belgesel, aynı zamanda uzun metrajlı film olarak da izleyiciyle buluşacak. Şêx Said belgeselinin tamamlanması ardından, önümüzdeki aylarda da uzun metrajlı film olarak Amed'de galası yapılacak.

DEDEMİN MEZARI ORDU EVİ İÇİNDE

Dedesinin mezar yerinin tespiti konusunda şu ana kadar resmi yetkililere ailece yaptıkları başvurulardan bir sonuç alamadıklarını kaydeden torunu Felat Özsoy, ANF'nin 20 Ocak tarihinde yayınladığı fotoğrafları doğrulayarak, dedesi ve arkadaşlarının mezarının burada olduğunu ve mezar yerlerinin tespiti için hukuki çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.
Özsoy, 1930'lu yıllarda aile olarak mezarların ziyarete gidilerek Fatiha okunduğunu ve giden kişilerin anlattıklarına göre mezar yerindeki dut ağacı altında dinlendiklerinin kendilerine birçok kesimden anlatıldığını belirtti.
Özsoy, Şêx Said'in nüfusta şu anda belirlenen 82 varisinin olduğunu ve bunlardan Diyadin Fırat'ın veraset ilamı çıkardığını belirterek,  "Şêx Said'in soy olarak bir çok torunu bulunmaktadır. Kürt siyasetinde yıllardır emek veren bir çok kişi de torunudur ve misyon olarak da bağlılıklarını sürdürmektedir" dedi.

Özsoy, Şêx Said'in halen tek yaşayan oğlunun Şêx Ahmet efendi olduğunu ifade ederek, "Muhakkak ki dedemiz hakkında ilk söz söyleyecek kişi oğlu Şêx Ahmet efendidir. Bunun dışında kimseye 'Son varis' diye bir paye biçilmemiştir. Şêx Said'in oğlu, torunları, torunlarının çocukları halen hayatta. Hepsi de saygın kişilerdir ve kamuoyunda saygınlığı hak etmiş insanlardır. Şêx Said'in varisleri davasını sürdüren herkestir. Kürt halkının kendisidir" şeklinde konuştu.

6 Haziran 2012 Çarşamba

0 Uçaktan atlarken neden “Geronimo” denir?


Uçaktan atlarken neden Geronimo denir?

Uçaktan atlarken neden “Geronimo” denir?

2. Dünya Savaşı’nı anlatan Hollywood filmlerinin klişesidir. Filmin hemen başlarında, hava harekatı sırasında paraşütçüler uçaktan atlamak için açık kapının yanında arka arkaya sıralanırlar. Yüzlerine vuran rüzgardan gözleri kısılır, henüz paraşütle atlama işinin acemisi olanların korkusu yüzlerinden okunur. Beklenir, beklenir… Neticede emir gelir ve askerler sırayla uçaktan atlamaya başlarlar. Kendini kapıdan bırakan asker 
“Geronimooooo!..” diye haykırmaya başlar.
Peki neden?

Geronimo’nun Apaçi Kızılderililerinin son lideri olduğunu çoğumuz biliyoruz. Ancak uçaktan atlarken ABD askerlerinin bu savaşçının adını anması sizce de biraz garip değil mi?
İşin doğrusu, ben bu konuyu incelemeden önce “Geronimo!” haykırışının son Kızılderili liderine bir saygı ifadesi olarak kullanıldığını sanıyordum. Ancak ABD’nin böyle “düşünceli” davranışlarda bulunmasının pek adetten olmadığını bildiğimizden, gerçek sebebiyle ilgili biraz araştırma yaptık. İşte sonuç:
Efendim. 1940larda, ABD ordusu askerlerini savaş alanlarının gerisine kolay yoldan taşımak için uçaklardan paraşütle bırakmanın yollarını aramaktadır. Bu konudaki ilk ciddi deneme, Paraşüt Deneme Müfrezesi (Parachute Test Platoon) adıyla anılan 50 asker üzerinde uygulanır.

Bu askerler ABD’nin Georgia eyaletinde bulunan Fort Benning’de konuşlanır, bütün yaz mevsimini sırtlarındaki standart ekipmanların üzerine paraşütleri eklenmiş halde talim yaparak geçirirler. Her günün sonunda, askerlerin kafalarını dağıtabilmeleri ve dinlenmeleri için izin verilir. Onlar da çoğunlukla havalandırmalı Main Post Tiyatrosu’na o gecenin filmini seyretmeye giderler.
1940 Ağustos’unun bir gecesinde, gecenin filmi Paramount’un Geronimo isimli western filmidir. Film sonrası geri dönerlerken, askerler ertesi günkü atlamayla ilgili konuşurlar. Bu atlayış, öncekilerin aksine ilk grup halinde atlayışları olacaktır. O güne kadar yalnızca bir kaç kere solo atlama yapan paraşütçüler heyecanlıdırlar. Askerlerden biri, 1.90′lık boyu ve iri yapısıyla diğerlerinden kolayca ayrılan Georgia yerlisi er Aubrey Eberhardt’tır. Atlayışla ilgili korkusunun olmadığını, atlayışın kolay geçeceğini söyler, arkadaşlarına caka satar.

Ancak arkadaşları bu sözüne bozulurlar. Hepsi korkmuşlardır ve onun da korkmasına rağmen, erkekliğine yediremediği için bunu kabul etmediğini söylerler.
Eberhardt, “Tamam ülen!” der. “Siz korkaklara, zerre miktar korkmadığımı göstermek için, yarınki atlayış sırasında Geronimo diye avazımın çıktığı kadar bağıracağım!”
Ertesi günkü atlayışta sözünü tutar. Uçaktan atlarken, herkesin duyabileceği bir sesle “Geronimoooooo!” diye haykırır. Müfrezenin geri kalanı altta kalacak ve onun dırdırını çekecek değildir, her biri atlayış sırasında aynı şekilde bağırırlar:“Geronimoooooo!”
Böylece bir askeri paraşütçülük adeti doğmuş olur.

Sonraki yıl, ABD ordusunun ilk resmi paraşüt birimi kurulduğunda (501st Parachute Infantry Battalion), Geronimo ifadesi alayın sloganı olarak belirlenir. Alay komutanı, Geronimo’nun torunlarına ulaşır ve ismini kullanabilmek için izin alırlar. Bugün, bu alayın sloganı hala aynıdır.
2. Dünya Savaşı sonrasında ABD Ordusu, atlayış sırasında bağırmayı yasaklar. Zira paraşütçülerin haykırışlarının operasyonlar sırasında birliklerin yerini deşifre edebileceğinden korkarlar.
Savaş sırasında paraşütçülerin yaşadıkları medyada yoğun olarak işlendiğinden, halkın beynine iyice kazınır. Askerler bağırmayı bıraksalar da, sivil paraşütçüler Aubrey Eberhardt’ın haykırışını tekrarlamaya devam ederler:
“Geronimoooooo!”

1 Eylül 2011 Perşembe

0 İstanbul’un fethine panoramik bakış

İstanbul, 556 yıl önce bugün fethedildi. Gündelik telaşlardan kurtarabilirseniz kendinizi, Topkapı Şehir Parkı’ndaki Panoramik 1453 Müzesi’ne düşürün yolunuzu. Kendinizi bir savaşın içinde bulmaya hazırsanız tabii, üzerinden askerlerin düştüğü, ateş toplarının atılıdğı surlar, devrilen atlar ve kılıç şakırtılarıyla çepeçevre kuşatılan bir müze bekliyor sizi…
Son zamanlarda hiç hayret etmediyseniz, hiç merak etmediyseniz temkinli olun, dünyann ilk tam panoramik müzesi büyülenme riski içeriyor.
fetih01
Bu müzede İstanbul her gün yeniden fethediliyor
Panoramik 1453 Müzesi’nin bir kusuru var, o da çok kalabalık olması. Bu kusurda da kıvanç duyulacak bir yan var tabii, kapısında kuyruk oluşan kaç müzemiz var ki! Ziyaretçilerin, ziyaret defterine “Her şey çok güzeldi; ama içerisi çok kalabalıktı” diye yazdığı, yetkililerin “Mümkünse hafta içi gelin, sabah erken saatlerde ya da ikindiden sonra rahat gezebilirsiniz” yollu tembihler yaptığı kaç müzemiz var? Bunca rağbet gören bir müzeyi sağır sultan bile duymuş olmalı; ama biz yine de varlığından söz edelim, tellalların cümle âlemi müzeye davet ettiği gün ola ki, bir sevgili okurumuz, yurtdışındadır, öteki hasta yatıyordur, biri o sırada mutfakta bulaşık yıkıyordur, diğeri dosyaların arasına gömülmüştür. Evet, duymayanlar için bir kez daha, aşk ile “Artık bizim de panoramik bir müzemiz var hem de dünyadaki benzerlerinden daha özellikli bir müze.”

Bu müzeye niye gidelim?
Bilmek hakkımız, çoluk çocuğu toplayıp gittik diyelim, ne göreceğiz bu müzede? Projenin koordinatörü ve müzenin müdürü Haşim Vatandaş cevaplıyor sorumuzu: “Dünyada panoramik müzeler var; ama 1453 müzesi hem yatay hem de dikey olmasıyla ayrılıyor onlardan. Burada sadece duvarlar değil, kubbe de panoramanın bir parçası. Böylelikle, basamakları çıkıp panoramik resmin bulunduğu salona giren ziyaretçi, zaman makinesinin içinden geçip savaşın ortasına düşmüş gibi oluyor. İstanbul fethedilirken çekilmiş bir fotoğrafı görmek gibi heyecan uyandırıyor müze, şaşırtıyor, o gün surların birinden başınızı uzatsanız böyle bir manzara görebilirdiniz ancak.” Surlar ve bulutlu bir gökyüzüyle çepeçevre kuşatıldığınız platforma adım attığınız ilk anda ne hissedeceğinizi peşin peşin söyleyelim: şaşkınlık, hayranlık, coşku, merak…
Mehter marşı, top sesleri, kılıç şakırtıları… Surlardan ateş düşüyor, asker düşüyor, surlara tırmanan askerler şehit düşüyor. Atlar devriliyor, yaralılar taşınıyor, hocalar dua ediyor. Ve Fatih’i hiç böyle genç görmediniz. Fellini’nin resminde olduğu gibi 50 yaşında değil, 21 yaşında, atının üzerinde, surlara son hücumu yapan askerlerine emirler veriyor…
Müzenin belki en eğlenceli yanı, bulutların arasına gizlenmiş Fatih portresini keşfetmek. Yüzü tavana dönük, boynu yana eğilmiş onlarca insana hiç gülmeyin, birazdan siz de onların arasına katılacak ve bu mühim sırrı çözmeye çalışacaksınız.
Müşkülpesent bir ziyaretçiyiz biz, merak değil mi, soruyoruz, bu devasa, çerçevesiz, 360 derece açıldığı için sınırsız resim ve içindeki 10 bin figür, gerçeğe ne kadar uygun? Haşim Vatandaş sekiz kişilik ekibiyle çıkardığı işten hayli emin. “Çok araştırdık” diyor ve ekliyor: “Kendi kaynaklarımıza inince oryantalistlerin yanıldığı noktaları bulduk. En önemli kaynağımız 1453 sonrasındaki yüz yıllık dönemde yapılmış minyatürlerdi. Özellikle kıyafetlerde minyatürlerden çok faydalandık.”
Ziyaretçiler ilk etapta panoramik resmin bulunduğu salona girmek istese de, girişteki panoların ihmal edilmemesi gerekir. Fatih Sultan Mehmet’e ve İstanbul’un fethine ait resim, minyatür ve gravürlere bakmayı ve yazıları okumayı sona bırakabilirsiniz; ilk şaşkınlığı atlattıktan sonra; ama hayranlık ve coşkuyu kaybetmeden önce…

Nerede? Ne zaman? Ne kadar?
Panoramik 1453 Müzesi, Topkapı Şehir Parkı’nda. Hafta içi 09.00-19.00 – hafta sonu 09.00-21.00 arası ziyaret edilebiliyor; ama kalabalıktan bunalanlar hafta içi sabah 11.00′e kadar veya 16.00′dan sonra daha sakince gezebilir. Ücrete gelince gayet makul, sivil 5 lira öğrenci 3 lira. On kişiyi geçen gruplara indirim de yapılıyor.


PANORAMA 1453 TARİH MÜZESİ BELGESEL FİLMİ.HD

30 Ağustos 2011 Salı

0 Zeki Demirkubuz - Yeraltından Notlar


Yeraltı Sohbetleri

Zeki Demirkubuz'un, Dostoyevski'nin 'Yeraltından Notlar'ından ilham alarak çektiği 'Yeraltı' tamamlandı. Filmin tanıtım videosunda Engin Günaydın ve Sırrı Süreyya Önder, Demirkubuz’un arkasından konuşuyorlar.


Sinemanın önemli yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz'un, Dostoyevski'nin 'Yeraltından Notlar'ından ilham alarak çektiği son dilmi 'Yeraltı' tamamlandı. Aralık 2011'de vizyona girmesi beklenen Yeraltı'nın başrolünde komedyen Engin Günaydın var.

Engin Günaydın'a Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder,  Sarp Atak, Serhat Tutumluer ve Nihal Yalçın eşlik ediyor.

Film için çekilen tanıtımda Engin Günaydın ve Sırrı Süreyya Önder aralarında Demirkubuz hakkında konuşuyorlar. Filmin Facebook'taki sayfasında yayınlanan videoda yönetmenleri hakkında sert eleştirilerde bulunan Günaydın ve Önder, Demirkubuz'un ikisini de "Başrol sensin" diyerek kandırdığını söylüyorlar.

S.S.Ö.: Zeki, sana da mı 'Başrolsün' dedi?

E.G.: Evet.

S.S.Ö.: Bana da öyle dedi ama "Engin'e çaktırma" diye de ekledi. Peki, benim oyunculuğumu nasıl buldun Engin? Ben senin oyunculuğunu hiç beğenmedim.

E.G.: Ben seninkini beğendim aslında... Oyunculuk zihinle yapılan bir şeydir.

S.S.Ö.: Ben bu zamana kadar oyunculukta hiç zihnimi kullanmadım. Zihnimi hep otel odasında bıraktım.

Videonun tamamını
buradan izleyebilirsiniz.

19 Ağustos 2011 Cuma

1 Hayallerim Aşkım ve Sen 1987 Türkan Şoray Oğuz Tunç


Hayallerim Aşkım Ve Sen

Hayallerim, Aşkım ve Sen, yönetmenliğini Atıf Yılmaz'ın yaptığı 1987 yılı yapımlı sinema filmidir. Yetimhane de büyüyen bir çocuğun Derya Altınay (Türkan Şoray)'a yetimhanede ki aşkı Rukiye'den bile soğumasına neden olan hayranlığı ve birgün Derya Atay'ın yetimhaneyi ziyaretinden sonra evlatlık aldığı Rukiye den sonra çocuğun tek amacı olan Derya Atay için senaryo yazması anlatılmaktadır.
Film, Esin Engin'in başarılı müzikleriyle de dikkat çekmektedir.


Ödülleri
 
8. Akdeniz Ülkeleri Film Festivali

  • "En İyi Kadın Oyuncu" - Türkan Şoray
24. Antalya Film Şenliği
  • "En İyi Görüntü Yönetmeni" - Çetin Tunca
  • "En İyi Kadın Oyuncu" - Türkan Şoray
  • "En İyi 3. Film" - Atıf Yılmaz

Hayallerim Aşkım ve Sen 1987 Online İzle

14 Ağustos 2011 Pazar

0 Kırmızıgül "Halepçe Katliamı"nı çekecek

Türkücü ve yönetmen Mahsun Kırmızıgül, devrik Irak lideri Saddam Hüseyin döneminde 5 bin sivilin kimyasal silahla yaşamını yitirmesine neden olan Halepçe katliamanı anlatan bir filmin çekimi için Irak'a gitti.

Daha önce çektiği "Beyaz Melek", "Güneşi Gördüm" ve "New York'ta Beş Minare" filmleri ile adından söz ettiren Mahsun Kırmızıgül, Irak'ın eski lideri Saddam Hüseyin'in Halepçe'de 1988 yılında kimyasal gazla gerçekleştirdiği katliamın filmini yapmak için Süleymaniye'nin Halepçe İlçesi'ne gitti.

Avestakurd adlı internet sitesinde yer alan habere göre, Mahsun Kırmızıgül, çekeceği Halepçe filmi için gittiği Halepçe'de Kaymakam Goran Edhem ile görüştü. Kırmızıgül Halepçe'de yaşamını yitirenler için yaptırılan anıtı da ziyaret etti.

Mahsun Kırmızıgül'ün çekeceği filmin projesi için Halepçe'deki yetkililere fazla bilgi vermediği belirtilirken, filmin çekimi için bölgesel Kürt yönetiminden destek istediği belirtildi. Kırmızıgül'ün Halepçe katliamını konu alan filmde, bazı Hollywood yıldızlarını oynatacağı ileri sürüldü.

Kırmızıgül'ün söz konusu filmde, Saddam Hüseyin'in rolünde ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses'i oynatmak istediği ancak, Tatlıses'in buna, "Bana böyle bir teklif getirmeye ne akılları ne de güçleri var" dediği ileri sürülmüştü.

30 Temmuz 2011 Cumartesi

0 Eski Dünyanın Orduları Kısa Filmi

Bağımsız Türk bilimkurgu filmi “Eski Dünyanın Orduları”nın, Haziran’daki gösteriminden önceki son fragmanı yayınlandı. Dublaj yönetmeni Aziz Acar ve seslendirme sanatçısı Zeki Atlı’nın destekleri ve katkılarıyla içeriği daha da güçlenen 30 dakikalık film, Haziran’ın son haftası bedava olarak sitesinden yayınlanacak.
2 öğrencinin hiçbir sponsor ve maddi destek olmadan çektiği film, tarih ile geleceği harmanlayan hikayesi ile ilgi uyandırıyor. Daha önce hiçbir Türk filminde olmadığı kadar görkemli görsel efekt sahneleri içeren film; hikayesi, müzikleri, kostümleri, savaş sahneleri ve daha birçok özelliği ile izleyicilere Türk sinemasında alışık olmadığımız bir deneyim yaşatacak.
Fragmanları, resmi sitesi www.eskidunyafilm.comda yayınlanan filmin yönetmeni İsmail Kemal Çiftçioğlu, görüntü yönetmeni Cezmi Kardaş, oyuncuları ise Tuncay Çakmanus, Çilem Özel ve İsmail Kemal Çiftçioğlu.

Film hakkındaki en son haber ve gelişmeler resmi sitesinden ve Facebook sayfasından takip edilebilir.

Filmden Görüntüler

0 Sonbahar Film'i | Online İzle


İMDB : http://www.imdb.com/title/tt1330591/

Director:
Özcan Alper
Writer:
Özcan Alper
Stars:
Onur Saylak, Megi Kobaladze and Serkan Keskin

Official Sites:
http://www.sonbaharfilm.com/

Language:Turkish | Georgian | Armenian | Lazian

Also Known As (AKA)
Õsz Hungary (imdb display title)
Autumn International (English title)
Herbst Germany
Podzim Czech Republic

Özet:
Yusuf 1997 yılında 22 yaşında üniversite öğrencisi iken girdiği cezaevinden, 10 yıl sonra sağlık nedenleriyle tahliye edilir. Yusuf'u, cezaevinden çıkıp geldiği Doğu Karadenizde ki köyünde bir tek yaşlı ve hasta annesi karşılar. O cezaevinde iken babası ölmüş, ablası ise evlenip büyük bir kente taşınmıştır.

Ekonomik nedenlerle sadece yaşlıların kaldığı bu dağ köyünde Yusuf bir tek çocukluk arkadaşı Mikail ile görüşmektedir. Sonbaharın kendini yavaş yavaş kışa teslim ettiği günlerde, Yusuf Mikail ile gittiği bir meyhanede fahişelik yapan genç ve güzel Gürcü kızı Eka ile karşılaşır. Farklı dünyalardan gelen bu iki insanın birlikteliği için ne zaman ne de koşullar uygundur. Yine de Yusuf için aşk son bir kez hayata tutunma ve kendi yalnızlığından sıyrılma çabasına dönüşür. Eka içinse Yusuf bu dünyadan çok uzakta, hatta şimdiki zamanda yaşamayan, Rus romanlarından kaçmış bir karakterdir.

90 sonrasını arka planına alarak bir dönemin ironisini, acımasızlığını ve gerçekliğini ele alan filmde, yakın tarih hem belgeleniyor hem de eleştirel bir süzgeçten geçiriliyor.

Film Müzikleri:

Sonbahar - Anne.mp3
Sonbahar - Anne-Ogul.mp3
Sonbahar - Ayrilik.mp3
Sonbahar - Daim Yusuf Orti.mp3
Sonbahar - Dialoglar.mp3
Sonbahar - Eve Dönus.mp3
Sonbahar - Hey Gidi Karadeniz.mp3
Sonbahar - Kar Yagar Karamise.mp3
Sonbahar - Köyde Cenaze.mp3
Sonbahar - Maa Aakag Maa (Yaylaya Cikis).mp3
Sonbahar - Mars (Genclik Hatiralari).mp3
Sonbahar - Sehre Inis 1.mp3
Sonbahar - Sehre Inis 2.mp3
Sonbahar - Tusuri Satripialo.mp3
Sonbahar - Tusuri Satripialo (Gurcu Kadindan).mp3
Sonbahar - Zaman Gecisi.mp3






Sonbahar (Autumn) 2008   DVDRip
Sonbahar (Autumn) 2008   DVDRip
Sonbahar (Autumn) 2008   DVDRip