Pages

hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2011 Cuma

0 Yaşayan Tarih – Kız Kulesi


kız-kulesi-belgeseli
Efsanaler
Asya ile Avrupa’nın kesiştiği noktada Boğaz’ın ve İstanbul’un 2500 yıllık tarihine tanıklık eden Kızkulesi, asırlar boyunca pek çok efsaneye de konu olmuştur
Yüzerek geleceğim sana.
Güzel kız, senin sevgin uğruna,
Sana geleceğim.
Sen beklerken beni ürkek bakışlarla,
Yüzerek geleceğim sana.
Dalgalar gemilere bile geçit vermese,
Yüzerek geleceğim sana.
Azgın dalgalar arasından…
kiz.kulesi.tarihi
Hero ve Leandros’un ölümsüz aşk hikayesi…
Kızkulesi ile ilgili anlatılan ilk hikâye; Ovidius’un kaydettiği bir aşk hikâyesidir. Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan bu hikâye, Hero’nun kuleden ayrılmasıyla başlar. Hero, Afrodit’in rahibelerindendir ve aşka yasaklıdır. Yıllar sonra Afrodit’in tapınağında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır. Delikanlının ateşli ve hüzünlü bakışı Hero’yu etkiler. İki aşık, yıllardır birbirlerini tanıyorlarmış gibi, bu kısacık zaman diliminde, kalplerinin artık başka bir insan için çarpmayacağını anlarlar. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros’un gece kuleye gelmesi ile aşklarını kutsarlar.
Kızkulesi her gece iki gencin gizli aşkına ve yasak sevişmelerine tanıklık eder. Leandros’un yüzerek kuleye geldiği fırtınalı bir günde Hero’nun yaktığı sevda ateşinin feneri söner. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros, Boğaz’ın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini Kızkulesi’nden Boğaz’ın sularına bırakır.
YILANLI HİKAYE
Hero ve Leandros’un, kavuşamayan aşıklara atfen anlatılan bu hikâyesinden başka bir de; Kleopatra’nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı yılan hikâyesi vardır.
Bizans imparatorunun bir kızı olur. İmparator buna çok sevinir ve kızının doğum gününü, ülkesinde bayram ilan
eder.
kiz.kulesi.eski
Her yıl, prensesin doğum günü bayramı görkemli bir şekilde kutlanır. İmparator, bilginlerinden, kızının tahta hazırlanması için eğitilmesini ister. Fakat bilginlerin en yaşlısı, imparatora, kızının on sekiz yaşına basmadan bir yılan tarafından sokularak öleceğini kehanet eder. Bunun üzerine imparator, denizin ortasındaki küçük bir adacık üzerinde yer alan kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir.
Böylece yıllar geçer. İmparatorun kızı on sekizine basmak üzeredir. Ancak, kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesin tenine süzülerek zehrini boşaltır.
İmparator, kızının ölümüne çok üzülür ve kaderden kaçılamayacağını anlar. Kızı toprağa gömülürse, yılanlara yem olacağını düşünerek, prensesin cansız bedenini mumyalatıp pirinç bir tabuta koydurur. Tabutun da Ayasofya’nın yüksek duvarlarından birinin üstüne yerleştirilmesini emreder. Böylece, kızının hiç değilse ölüsünün yılanlardan korunacağını düşünür.
Bugün, bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın, prensesi, ölümünden sonra da rahat bırakmadığı anlatılır.
kiz.kulesi.osmanli
ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTİ
Kızkulesi ile ilgili olarak en sık anlatılan hikâyelerin sonuncusu ise Osmanlı Dönemi’nde geçer.
Hikaye; Battal Gazi’nin askerleri ile birlikte Kızkulesi’ne baskın yaptığını ve kulede saklanan hazineleri alarak, burada yaşayan Üsküdar Tekfuru’nun kızını kaçırdığını anlatır. İstanbul’u (Constantinopoli) kuşatmaya gelen Battal Gazi, kuşatmadan bir sonuç alamayınca Kızkulesi önündeki kıyıya karargahını kurar ve yedi sene burada kalır.
Hikayeye göre, Battal Gazi’nin Üsküdar kıyılarında bu kadar uzun süre kalmasının asıl nedeni, Tekfurun kızına aşık olmasıdır. Üsküdar Tekfuru, Battal Gazi’nin korkusu ile kızını, hazineleri ile birlikte kuleye kapatır. Şam seferini tamamlayarak Üsküdar’a dönen Battal Gazi, kayık ile Kızkulesi’ne gelerek, Tekfurun kızı ve hazinelerini aldıktan sonra Üsküdar’dan atına atlayıp oradan uzaklaşır. Çokça bilinen “Atı alan Üsküdar’ı geçti” lafı bu hikâyeden gelir.
Bu hikâyeden günümüze gelen bir diğer şey de küçük kulemizin ismi ile ilgilidir.
Diğer efsanelerdeki prenseslere de atfen Türkler buraya Kız-Kulesi ismini vermişlerdir. Antikçağ’da Arkla (küçük kale) ve Damialis (dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da Tour Leandros ismi ile ün yapmıştır.
Bu eşsiz yapı, günümüzde ise “Kızkulesi” adı ile bütünleşerek, bu isimle anılmaya devam etmiştir.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

0 İnat Hikayeleri Belgeseli 2003 | Tuncel Kurtiz



Kış aylarında köyün şehirle ulaşımını sağlayan at kızağına bir rakip çıkmıştır.Kızakçı Daşo’nun rakibi kırmızı minibüstür. Ama kızakçı kışın buz tutan Çıldır gölü üzerinden kestirme gittiğinden minibüsün göle giremeyeceğini ve yeni rakibinin kendisinden hızlı olamayacağını iddia etmektedir.Oysa minibüsçünün bu inatlaşmadan galip gelmek için başka bir planı vardır.


Bu ikilinin arasında yarış devam ederken kızak ve minibüsün yolcularından tanınmış aşıklar ve hikaye anlatılıcıları da bu kıyasıya yarışa katılmışlar ve İNAT üzerine birbirinden güzel öyküler anlatmaktadırlar.


Anlatılan öykülerden” LADES”,”5 KIRIK ÇÖP BİR KIRIK KALP” ve “CAMBAZ ŞAHO” canlandırılmaktadır.


Gülmeyi ve ağlamayı iç içe sunan bu filmin Anadolu Halk Edebiyatı’nın, ”Aşıklama”, “Doğaçlama” yöntemini sinemaya taşıyan ilk film örneğidir.


Film oldukça farklı bir yöntemle çekildi. Deneyimli oyuncu Tuncel Kurtiz ve yönetmen Reis Çelik’ten oluşan iki kişi dışında hiç kimse olmadan bölgeye gidildi. Filmin senaryosu tek sözcüktür. ”İNAT”. Bu sözcükten doğaçlama yapılarak film ortaya çıkarıldı.


Filmde 1500 köylü rol aldı.

ONLiNE İZLE

28 Temmuz 2011 Perşembe

0 Vecihi Hürkuş'un Efsanevi Hikayesi


Tayyareci Vecihi Hürkuş
İlk Türk uçağını imal eden, Türk Sivil Havacılık Okulu'nun kurucusu, İlk sivil uçağımız VECİHİ K-XIV ile ilk eğitim ve spor uçağımız VECİHİ K-XV imalatçısı aynı zamanda da ilk sivil havayolu şirketimiz olan Hürkuş Havayollarını'nın kurucusu olan Vecihi Hürkuş, 6 Ocak 1896 tarihinde İstanbul'da doğdu.

1. Dünya Savaşı'na katıldı. Yaralanınca, Yeşilköy Tayyare Mektebi'ne girdi ve Pilot Astsubay rütbesiyle mezun oldu. Birinci Dünya savaşı sırasında Ruslar'a karşı keşif uçusu yapan Vecihi Bey Ruslar'a esir düştü. Hazar Denizi üzerindeki Nargin adasından yüzerek kaçmayı başaran ve İran üzerinden Erzurum'a kadar yürüyerek yurda dönen Vecihi Bey, Yeşilköy'de bulunan 9. Harp Tayyare Bölüğü'nde görev aldı. Kurtuluş Savaşı'na katılan Vecihi Bey, özellikle İnönü ve Sakarya savaşı sırasında çok başarılı keşif ve destek uçuşları yaptı ve bir Yunan uçağını düşürdü. Vecihi Bey'e kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ve üç kez takdirname verildi. 1924'te ganimet olarak Yunanlılar'dan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal eden Vecihi Bey, 28 Ocak 1925'de "VECİHİ K-VI"adını verdiği uçağını uçurdu.


Vecihi K-VI


28 Ocak 1925 te ilk uçuşunu gerçekleştiren Hürkuş, takdir yerine ceza almıştır çünkü o dönemde uçuş izni verecek bir kurum yoktur. 1930′da Kadıköy’de bir keresteci dükkanı kiralayarak ilk türk sivil uçağı olan VECİHİ K-XIV'ü imal etmiştir.


Vecihi K-XIV


1932 yılında Türk Sivil Havacılık Okulu’nu açan Vecihi Hürkuş, burada “ilk Türk kadın pilotla” beraber 12 pilot yetiştirmiştir. Uçaklarla Tekel İdaresi ve İş Bankası'nın reklamlarını yapmıştır.

Atatürk, Rusya'daki sivil havacılık gözlemlerini aktaran Türk Hava Kurumu Başkanı Fuat Bulca’dan basından takip ettiği Vecihi Hürkuş hakkında bilgi ister. Duydukları karşısında Atatürk ”Ya, öyle mi? O halde Türk Kuşu namı ile yeni bir çalışma yolu açın ve Vecihi’den faydalanın!" emrini verir.

Almanya’ya Weimar Mühendislik Mehtebine gönderilen Hürkuş, buradan başarıyla mezun olur fakat Türkiye'ye döndüğünde; "2 yılda mühendis olunmaz." cevabını alır ve tayyare mühendisliği ruhsatı başvurusu reddedilir.

Uzun süre havacılıktan ayrı kalan Hürkuş, 1947'de Kanatlar Birliği'ni kurar fakat birlik fazla dayanamaz.

Beş arkadaşıyla birlikte havadan zirai ilaçlama yapmak için 1951'de bir şirket daha kurmuştur. Fakat ortaklarıyla anlaşamayınca buradaki haklarından vazgeçerek şirketten ayrılır.

1952'de İngiltere'den bir uçak alır ve bu uçakla Paro bebek maması, Puro sabunu gibi bazı şirketlerin reklamını yapar.


Puro Sabunu


1954 yılında ilk sivil havacılık şirketimiz olan Hürkuş Havacılık şirketini kurar.

Türk Hava Yolları'ndan aldığı 8 adet uçakla THY'nin uçmadığı noktalara uçarak havayolu kargoculuğunu başlatmak istemiştir. Fakat aldığı uçaklar sabote edilince uçuşlarını gerçekleştirememiştir. Bugün onun anısına Freebird havayolu şirketi faaliyetlerini devam ettirmektedir.

Bütün bunlara rağmen yılmayan Hürkuş, Maden Tetkik Arama Şirketi için Güneydoğu Anadolu'da zor koşullarda toryum, fosfat ve uranyum arama faaliyetlerini sürdürmüştür.

Hürkuş, hayatının son dönemlerinde oldukça sıkıntı çekti. Borçlandırılan ve uçamayacak duruma getirilen uçaklarının üzerine vatana hizmet ettiği için kendisine verilen maaşa bile haciz konmuştur.

Ankara'da anılarını yazdığı esnada, beyin kanaması geçirmiş ve Apollo 11'in aya basmak için yola çıktığı gün hayata veda etmiştir.

Ertem Eğilmez’in yönettiği Gülen Gözler filminde, Vecihi Hürkuş’tan esinlenilerek, Şener Şen tarafından canlandırılan Vecihi karakteri yaratılmıştır.


Şener Şen - Vecihi